Bu kitapta M.Ö. 4. yüz yıl sonu ve 3. yüz yıl başında Anadolu ve çevresinde geçen olaylara yer verilmiştir. O tarihlerde, belki dünyanın en büyük imparatorluğu olan Büyük İskender İmparatorluğu çok kısa bir sürede büyüdü ve on sene gibi kısa bir süre içinde de çökmeye başladı. İskender’in ölümünden sonra ona en yakın olan generalleri ve sonra da oğulları koca imparatorluğu paylaşmak için savaştılar. Tarihe diadokhoi savaşları diye geçen ve 30 yıldan fazla süren bu savaşlardan sonra, imparatorluğun çekirdeği Makedonya’nın yanında daha başka yeni krallıklar kuruldu. Anadolu’da oluşan bu yeni düzeni çok iyi kullanan Romalılar kuvvetlendiler ve bir sonraki yüz yılda Anadolu’yu kendi imparatorluklarının bir eyaleti haline getirdiler.
Bu dönemin Roması ve Hellenik dünyası tarihçiler tarafından çok iyi incelenip, onlar hakkında yığınla yazılar yazılırken, aynı dönemde yaşanan olaylara çok önemli etkileri olduğu bilinen Kelt dünyasından yeteri kadar söz edilmediği dikkati çekmektedir. Halbuki o dönemin Anadolu’sunda, Kelt kökenli Galatların o yeni ortaya çıkan krallıklarla çok yakın ilişkileri olmuştu.
Avrupa’da Galyalı, Anadolu’da Galat olarak adlandırılan Keltler, İskender’in halefleri arasındaki savaşları şok yakından takip ettiler ve Anadolu’ya geçiş için en iyi zamanı kolladılar. Son generalleri de öldükten sonra Makedonya ve Hellas’ı işgal ederek güçlerini gösterdiler ve M.Ö. 287 yılında boğazları geçtiler. Anadolu’daki krallıkların ve kolonilerin oluşmasında, gelişmelerinde ve yok olmalarında katkıları oldu. Anadolu halkının ana tanrıçası Kibele’nin koruyuculuğunu üstlendiler. Romalılarla da savaştılar; ama onlarla baş edemediler. Sonra Roma imparatorluğunun Anadolu’daki statu quo sunu koruyan bir bekçi durumuna getirildiler.
Keltler ticaret ve iletişim işlerinde yazıyı kullanmalarına rağmen kendilerine özgü ezoterik öğretilerinde yazıyı kullanmamışlardı. Druid öğretisi yazıyla değil, inisiye olan gençlere zaman içinde sözlü olarak verilirdi. Yazının beyni tembelliğe alıştırdığına, ezberleyerek bilgilerin daha kolay ve daha etkili kazanılıp saklanabildiğine inandıkları söylenir. Bu nedenle kendi tarihlerini, örf ve adetlerini, anlatan Kelt kaynaklı yazılara çok rastlanmamıştır.
Tarihi bir roman tarzında yazılan bu kitaptaki olaylar tamamen tarihsel verilere sadık kalınarak, saptırılmadan anlatılmaya çalışılmıştır. Ancak tarihte bilinmeyen olarak görülen ve özellikle Kelt toplumunu içine alan olaylarda, hayal unsuru kullanılarak, tarihçilerin boş bıraktığı yerler doldurulmaya çalışılmıştır. Hakkında yeterli bilgi olmayan bazı olaylar, tarihsel veriler yanında, mitolojik öykülere ve varsayımlara dayandırılarak, anlatım veya diyaloglar şeklinde roman içinde çeşitli yerlere yerleştirilmiştir. Anlatılanların bazıları da olaylar arasına sadece bir kurgu olarak eklenmiştir.
Bu kitabın amacı, Anadolu’ya kalıcı etkileri olduğuna inanılan, ancak tarih kitaplarında olması gerektiği kadar yer almayan olayları okuyucuya sunmak ve tarih okuma alışkanlığımızı geliştirmeye çalışmaktır. Sanırım okuyuculardan bazıları Anadolu’da yaşanmış bu olayları ilk defa duymuş olacak ve şaşıracaklardır. Umarım bu kitap bu konuda yapılan çalışmaların artmasına ve yeni kitapların yazılmasına vesile olur.
F.Tansu Salman
“Galaterra - Galaya’dan Galatya’ya” Arkeoloji ve Sanat Yayınları'ndan çıktı. Ayrıntılı bilgi için: www.arkeolojisanat.com
.jpg)
|