Her sezon dünyanın dört kıtasını dolaşan ve motor sporlarının doruk noktası olarak kabul edilen Formula 1, tüm dünyada yüz milyonlarca kişiyi ekran başına çekiyor. Formula 1 sadece en iyi sürücüleri değil, aynı zamanda en iyi mühendisleri ve tasarımcıları da takımların bünyesinde topluyor. Genellikle takımların arkasında bulunan motor üreticileri inanılmaz yüksek bütçelerle en son teknolojiyi kullanarak rakiplerinin bir adım önüne geçmeye çalışıyorlar. Tüm bu çabalar ise genellikle ancak saniyenin yüzde biriyle ölçülen farklar için veriliyor.
Formula 1’in kökleri İkinci Dünya Savaşı öncesine, Mercedes, Maserati ve Alfa Romeo’nun liderlik için kıyasıya rekabet halinde olduğu Grand Prix yarışlarına dayanır. 1950 yılında, dönemin önemli yarışları birleştirilerek Formula One Dünya Şampiyonası kurulmuştur. O yıllarda yedi yarıştan oluşan –ve bugün en az on altı yarıştan oluşan– şampiyona İngiltere, Monaco, İsviçre, Belçika, Fransa, İtalya ve ABD’deki ünlü Indianapolis 500 yarışından oluşuyordu. İtalyan Nino Farina ise Formula 1’in ilk şampiyonu olarak tarihe adını yazdıran isim oldu.
“Formula” terimi genel olarak araç üreticileri tarafından izlenmesi gereken kurallar bütününe verilen isimdi. Bu kurallar maksimum motor kapasitesini 4,5 litre (araçta ‘supercharger’ varsa 1,5 litre) ile sınırlıyordu. “1” sayısı ise FIA’nın (Dünya Otomobil Federasyonu) tanıdığı motor sporları arasında bu turnuvanın en önemlisi olduğunu gösteren bir ibaredir.
İlerleyen yirmi yılda Formula 1, ilk zamanlardaki yarışçı zengin beyefendilerin vakit geçirme meşgalesi kimliğinden sıyrılıp daha ciddi bir hale büründü. 1970’lerde ise hızlı bir evrim sürecine girerek uluslararası boyut kazanmış ve şimdiki -büyük sponsorlar tarafından desteklenen- profesyonel takımlar ortaya çıktı. En iyi pilotlar artık sadece sıkı takipçilerin bildiği değil, herkesin giderek aşina olduğu isimler olmaya başlamıştı. 70’lerde Niki Lauda ve James Hunt, 80’lerde ise Alain Prost ve Ayrton Senna kült sürücüler arasındaydı. Yüzyılın sonuna geldiğimizde F1’in popülaritesine ancak Olimpiyatlar ve Dünya Kupası yetişebiliyordu ki bu iki organizasyon da ancak dört yılda bir yapılmaktaydı.

Formula 1 yarışlarının bugünkü formatına gelince… 2010 yarış katılımcı listesi, kendi arasında takımlar şampiyonluğu için rekabet eden 11 takımdan – diğer bir deyişle üreticiden – oluşuyor. Her takımın birbirinden bağımsız yarışan iki pilotu bulunuyor ve bu pilotlar da bireysel olarak sürücüler sıralaması için rekabet ediyor. Takvim 18 yarış içeriyor ve bu yarışlar Mart ile Kasım ayları arasında, değişken aralıklarla Pazar günleri gerçekleştiriliyor. Formula 1’de her yarış üç gün süren bir maratona yayılıyor. Cuma günü gerçekleştirilen iki antrenman seansının ardından Cumartesi günü gerçekleştirilen bir antrenman seansı ve başlama pozisyonu için yapılan sıralama turundan sonra Pazar günü, ortalama 90 dakika süren büyük yarış yapılıyor.
Spor, mühendislik ve tasarım F1’de buluşuyor
Formula 1’e has olan bir konu da takımların tamamen kendilerine has araç tasarımlarıyla yarışmalarının gerekmesi. Motorlar – ki günümüzde 2.4 litre V8 motor zorunluluğu var- ayrı bir motor sağlayıcı tarafından tedarik edilebilse de kalan tüm şasi ve gövde tasarımları takımların kendi çalışması olmak zorunda. Bu çalışmaların da aynı zamanda çok katı birtakım kurallara uyması bekleniyor.
Yarışan tüm otomobiller sıradan göze birbirlerinin aynısıymış gibi gözükse de yakından bakıldığında mühendisler ve tasarımcıların araca biraz daha hız kazandırmak için detaylarda yaratmaya çalıştıkları farklılıkları görmek mümkün. Bir Formula 1 otomobilinin geliştirilmesi hiç bitmeyen bir süreç. Bu süreç araç piste çıkmadan aylar öncesinden ileri düzey bilgisayar destekli tasarımlarla, rüzgar tünelleriyle ve son teknoloji simülasyon teknolojileriyle başlıyor. Sürücü direksiyon başında geçtiğinde ise görevi sadece otomobili kullanmak değil: aynı zamanda aracın olumlu ve olumsuz yanlarıyla ilgili takıma önemli geribildirim sağlama görevini de üstleniyor. Bu testler sezon boyunca devam ediyor ve sezon sonuna doğru otomobillerde gözle görülür bir ilerleme gerçekleşmesi bekleniyor. Herhangi bir ilerleme gerçekleşmemesi, birilerinin işini düzgün yapmadığı anlamına geliyor ve takımın sıralamada aşağılara doğru inmesi bu durumun doğal sonucu olarak görülüyor.

Burada yalnız en iyilere yer var
Formula 1 yarışlarını hayranları için bu kadar çekici kılan unsurlardan biri bu sporun bu derece komplike olması. Formula 1’de dünyanın ancak en iyi sürücüleri yer alma fırsatı bulabilir ve aralarından ancak en iyiler kazanabilir. Hız ve maharet tek başına yeterli değildir. Güçlü bir teknik kavrama kabiliyeti ve otomobille ilgili bilgi derinliği, olmazsa olmaz iki unsurdur. Ayrıca 800 beygirlik bir aracı İstanbul Park pistinde 58 tur boyunca, 300 km/s’i aşan hızlarda ve 4G’lik basınca maruz kalınan virajlarda yolda tutmak için sürücülerinin sürekli formlarının zirvesinde olması gerekir. Tüm sporlar arasında fiziksel olarak insanı en çok zorlayanlardan biri Formula 1’dir.
Bu kadar efor sarf eden sürücüler elbette emeklerinin karşılığını da alıyorlar. En iyi sürücüler hem takımlarıyla imzaladıkları kontratlar, hem de sponsorlarla yaptıkları anlaşmalarla multi-milyonerler haline geliyor. Kimisi bu parayla lüks yatlar, hızlı otomobiller ve güzel kızlarla dolu bir playboy hayatı yaşarken, kimileriyse daha geride durmayı tercih ediyor. Her iki durumda da ancak kendini işine en çok adamış pilotlar büyük ödülü – yani Formula 1 Dünya Şampiyonluğunu - kazanabiliyor. Geri kalan bizler içinse onların bu ödülü cesurca ve azimle kovalamalarını izlemek bile yeterince heyecan verici bir deneyim sunuyor.
Bu sezon kaçırılmayacak bir heyecan fırtınası esecek!
Dünyanın en genç şampiyonu Lewis Hamilton, çifte dünya şampiyonu unvanlı Fernando Alonso, geçen senenin şampiyonu Jenson Button, tecrübeli pilotlar Barrichello, Massa, Trulli, genç yetenekler Kubica, Vettel ve diğerleri, 2010 Formula 1’inin heyecan dozunu artıran etkenler… Ancak bu yılki yarışın flaş gelişmesi, yedi kez dünya şampiyonu olmuş ve 2006 yılında emekliye ayrılmış olan efsane pilot Michael Schumacher’in süpriz bir kararla 2010 sezonu için pistlere geri dönmesi. Ross Brawn’nın yönetimindeki Mercedes GP ile üç senelik bir anlaşma imzalayan Schumacher, 2010 F1TM sezonuna yepyeni bir heyecan getireceğe benziyor. Kendisi ile yarışma fırsatı bulamamış olan, aralarında Lewis Hamilton, Sebastian Vettel gibi isimlerinde olduğu genç pilotlar için kendilerini kanıtlama fırsatı doğuyor. Bir yanda iki İngiliz şampiyon pilot Hamilton ve Button’dan oluşan safkan İngiliz takımı McLaren, diğer yanda Mercedes’in Brawn GP’yi alması ile oluşan ve iki Alman pilotun yarıştığı Alman takımı ve bu ikiliye Massa ve Alonso ile karşılık vermeye çalışacak Ferrari ile geleceğin şampiyonu olarak anılan Vettel ile Webber’in mücadele edeceği Red-Bull takımı… Özetle “F1 hiç bu kadar heyecanlı olmamıştı,” dedirtecek bir sezonla karşı karşıyayız...

Şampiyonların korkulu rüyası: İstanbul Park
Dünya’nın en egzotik şehirlerinden birinin kıyısına kurulmuş İstanbul Park, hem sürücüler ve yarış severler hem de kurumsal misafirler için otomobil yarışlarına yeni standartlar getiriyor. Hizmete girdiği 2005’den bu yana Türkiye Grand Prix’lerine ev sahipliği yapan İstanbul Park, Formula 1 takviminin sürücüler açısından en zor pistlerinden biri olarak gösteriliyor.
Heyecanla beklenen Türkiye GP'de yine merak edilenlerden biri yine “sekizinci viraj” kabusunu yaşayacak olan pilotlar. İstanbul Park'ta geçen yıl F1 pilotlarının kabusu haline gelen bu zorlu virajın dünyada bir eşi daha yok. Schumacher'in bile kaza yaptığı virajda dört tepe noktası, yani dört kot farkı bulunuyor. F1 pilotları 600 metrelik bu virajı 7.5 saniye hızla geçerken, F16 pilotları kadar yerçekimi (G) kuvveti yiyorlar. Girişte doğru açıyı tutturamayan pistten çıkıyor. Yarışta bu virajdan tam 58 kez geçmek gerekiyor. Özellikle bu viraj için isim kampanyaları bile başlatıldığını söylemek, durumun ciddiyetini açıklamaya yeterli olabilir…
Sıradışı bir pist: İstanbul Park
Pistin rekabeti körükleyen dizaynı kadar, izleyicilere sunduğu imkânlar ve benzersiz misafirperverlik hizmetleri de İstanbul Park’ı diğer pistlere göre bir adım öne çıkarıyor. Dünyanın en büyük spor organizasyonlarından biri olan Formula 1 yarışlarına ev sahipliği yapan İstanbul Park Pisti, toplam 2 milyon 215 bin m2'lik bir alanı kaplıyor. Adı önce İstanbul Speed Park (İstanbul Hız Parkı) konmak istenen, ancak toplumun Türkçe duyarlılığı göz önüne alınarak İstanbul Park'a çevrilen pistin toplam uzunluğu 5 bin 378 m. Pistte altısı sağa, sekizi sola olmak üzere toplam 14 dönemeç (viraj) yer alıyor. Saat yönünün tersine koşulacak biçimde tasarlanan pist, 124 bin lastik bariyerle çevreleniyor. Toplam seyirci kapasitesi 500 bin kişi olan İstanbul Park Pisti’nde 12 bin araçlık da otopark bulunuyor.
Pistteki ana yapılar ise padok, pit binaları, ana tribünler ve servis binalarından oluşuyor. Alanda ayrıca 12 bin araç kapasiteli bir otopark alanı ve 4 helikopter sahası mevcut. Toplam 30 bin metrekarelik bir alanı kaplayan padok binalarının olduğu alanda iki katlı yarış kontrol kulesi, pit alanları, teras ve sağlık merkezi bulunuyor. Sağlık merkezinin hemen ardındaki 45 bin metrekarelik alanın alışveriş alanı olarak kullanılması da planlanıyor. 33 pit alanının her birinde wc ve duş var. Ana tribün seyirci kapasitesi 25 bin, geçici tribün seyirci kapasitesi ise 50 bin. Doğal tribün seyirci kapasitesi olan 50-70 bin de katılınca, toplam kapasite 145 bine kadar çıkabiliyor. İstanbul Park’ın medya merkezi ise 600 kapasiteli.

F1 Paddock Club’da krallar gibi ağırlanın
İstanbul Park içerisinde bulunan F1 Paddock Club ile misafirlere güzel vakit geçirme olanağı da sağlanmış durumda. Formula 1’in, modern ve uluslararası yemeklerin benzersiz şekilde kaynaşmasına ilham veren enternasyonal özelliği sayesinde, gün içinde sunulan her şey, özel şefler tarafından özenle hazırlanıyor. Sabah kahvaltısı, şampanya eşliğinde sunulan gurme öğlen yemeği ve baş döndüren hızın ve teknolojinin ardından rahatlatıcı akşam üstü çayı, F1 tutkunlarına keyif dolu bir gün vaad ediyor. F1 Paddock Club deneyimi, pistin heyecanından çok daha ötesine uzanıyor: Pit alanına yapılacak ziyaretler, takımların garajlarını yakından görme, sürücülerle tanışma, yarış simülatörlerinde yarışma fırsatı, özel yemekler ve salonlarda çeşitli eğlenceler… Hangi bileti seçerseniz seçin, piste giriş, Destek Yarışı Padok’u (Support Race Paddock) ve Pit Alanı gezintisi (Pit Lane Walk) gibi sunulan tüm imkânlardan faydalanabilirsiniz. F1 Paddock Club ayrıca start/finish çizgisine mükemmel ve özel bir görüş imkanı sunduğu için, yarış tutkunlarınca vazgeçilemiyor.
2010 FIA F1 YARIŞ TAKVİMİ
01 2010 Formula 1 Gulf Air Bahreyn Grand Prix (Sakhir) 12 - 14 Mar
02 2010 Formula 1 Qantas Avustralya Grand Prix (Melbourne) 26 - 28 Mar
03 2010 Formula 1 Petronas Malezya Grand Prix (Kuala Lumpur) 02 - 04 Nis
04 2010 Formula 1 Çin Grand Prix (Şangay) 16 - 18 Nis
05 Formula 1 Gran Premio de Espana Telefónica 2010 (Catalunya) 07 - 09 May
06 Formula 1 Grand Prix de Monaco 2010 (Monte Carlo) 13 - 16 May
07 2010 Formula 1 Türkiye Grand Prix (İstanbul) 28 - 30 May
08 Formula 1 Grand Prix du Canada 2010 (Montreal) 11 - 13 Haz
09 2010 Formula 1 Telefónica Grand Prix of Europe (Valencia) 25 - 27 Haz
10 2010 Formula 1 Santander British Grand Prix (Silverstone) 09 - 11 Tem
11 Formula 1 Grosser Preis Santander von Deutschland 2010 (Hockenheim) 23 - 25 Tem
12 Formula 1 Magyar Nagydu 2010 (Budapeşte) 30 Tem- 01 Ağu
13 2010 Formula 1 Belçika Grand Prix (Spa-Francorchamps) 27 - 29 Ağu
14 Formula 1 Grand Premio Santander d’Italia 2010 (Monza) 10 - 12 Eyl
15 2010 Formula 1 Singtel Singapur Grand Prix (Singapur) 24 - 26 Eyl
16 2010 Formula 1 Japonya Grand Prix (Suzuka) 08 - 10 Eki
17 2010 Formula 1 Kore Grand Prix (Yeongam) *22 - 24 Eki
18 Formula 1 Grande Premio do Brasil 2010 (Sao Paulo) 05 - 07 Kas
19 2010 Formula 1 Etihad Airways Abu Dhabi Grand Prix (Yas Marina Circuit) 12 - 14 Kas
RAKAMLARLA TÜRKİYE GP'Sİ
• İstanbul Park pisti, altyapı ve çevreyollarıyla birlikte toplam 300 milyon YTL'ye mal oldu. İstanbul Park için 22 kilometre yeni yol yapıldı.
• Toplam 5 bin 378 metre uzunluğundaki İstanbul Park pistinin en dar yeri 14, en geniş yeri ise 21.5 metre. Pistte altısı sağa ve sekizi sola olmak üzere toplam 14 viraj bulunuyor.
• Pistin start-finiş düzlüğü 655 metre uzunluğunda. Pilotlar bu düzlükte saatte 320 kilometrelik hıza kadar çıkacak.
• Toplam 58 turdan oluşacak olan Türkiye GP'si Formula 1 takviminde saat yönünün tersine olan tek yarış.
• Formula 1 Türkiye GP'si İstanbul için yalnızca sportif değil, turistik bir anlam da taşımakta. Yarış için İstanbul'a 40 ila 60 bin turist, bu turistlerden ise 150 milyon euro döviz bekleniyor.
• Yarışlar için seyircilere 75 bin kulak tıkacı dağıtılacak.
• İzleyicilere, içinde İstanbul'u tanıtan dokümanların bulunacağı 50 bin hediye paketi verilecek.
• Yarış 203 ülkede yayınlanacak ve 2.5 milyar kişi tarafından izlenecek.
• İstatistikler, yarışı televizyondan izleyen bin kişiden 2'sinin tatil tercihlerini yarışın yapıldığı ülkeden yana kullandığını gösteriyor. Bu da 3 milyar dolar turizm geliri anlamına geliyor.
BİLET FİYATLARI
ANA TRİBÜN
Platinum 550.00 TL
Platinum Jr. 275.00 TL
Gold 400.00 TL
Gold Jr. 200.00 TL
SILVER TRİBÜN
Silver 250.00 TL
Silver Jr. 125.00 TL
BRONZ TRİBÜN
Bronze 150.00 TL
Bronze Jr 75.00 TL
AÇIK ALAN
Açık Alan 70.00 TL
Açık Alan Jr. 35.00 TL |