Gezi
35. SAYI

Renklerin Çok Olduğu Şehir: Cape Town
 
Masa Dağı’ndan Ümit Burnu’na, Robin Adası’ndan Garden Route’a, şarap çiftliklerinden gurme Restoranlara, eşsiz plajlardan çok renkli gece hayatına, sokak çalgıcılarından Camps Bay'e, “Passion Fruit” meyvesinden Amarula’sına kadar... Bu şehirle ilgili anlatılacak çok şey var! "SARPER SESLİ"
 
Bookmark and Share
Bu Haberi 1 üye beğenmiş, 0 üye beğenmemiş  : 
 

Afrika kıtasının en güneyindeki bu şehre uçaktan indiğiniz andan itibaren kendinizi Masa Dağı’nın ihtişamına, insanların sıcaklığına ve Cape Town’un doğasına teslim olmuş bulacaksınız. Belki insanlık tarihinin ilk ayak izlerini arayacak, belki hiçbir şeyi umursamadan dinlenmek isteyecek, belki de bir araç kiralayıp bu ülkenin farklı dokularını, renklerini keşfetmeye çıkacaksınız. İşte en doğru ve gerçek anlamdaki karşılığı: ne yapmak istediğinizi bilmiyor olsanız bile yapacak çok şey bulacağınız, planlı gelseniz bile üzerine çok şey koyarak geri döneceğiniz, biraz Avrupa - biraz Afrika diyeceğiniz ama hepsinden oluşmuş bir buketle karşılaşacağınız özel bir şehir Cape Town.

Bir düşünün: Oturduğunuz kafeden balinaları izlediğiniz, beyaz köpekbalığı dalışı yaptığınız, penguenlerle yüzdüğünüz, fok balıklarıyla daldığınız, babun maymunlarıyla şehri paylaştığınız, belgesel kanallarında izlediğiniz vahşi hayatın içinde bir oyuncu olduğunuz kaç şehir vardır ki?

Bölgenin, Cape Town’dan sonraki en eski ikinci kenti olan Stellenbosch, dünyanın en iyi şarap bağlarını içerisinde barındıran, ödüllü çiftliklerde keyif yapabileceğiniz, inanılmaz manzaraları elinizde bir kadeh şarapla izleyeceğiniz ve gurme restoranlarda günü sonlandıracağınız, görülmeye değer bir yer. Yine beraberinde Fransızların kurduğu küçük kasabalardan bir tanesi (hatta en güzeli) olan Franschoek bölgesi de, şarapseverler tarafından mutlaka ziyaret edilmesi ve Güney Afrika’ya özel pinotage şaraplarının yudumlanması gereken yerlerden.

Cape Town macera düşkünlerini de unutmuyor. Skydiving, yamaç paraşütü, 216 metre ile dünyanın en yüksek köprüsünden bungee jumping, beyaz köpekbalığı dalışı, kafesli timsah dalışı, motosiklet turları gibi aktiviteleri içeren zengin seçenekleriyle de veda etmeyi zorlaştırıyor.

Yaşanacak Bir Şehir
Bartelemeu Dias 1488 yılında keşfettiği zaman, Cape Town’un günün birinde dünyadaki yaşanılabilir en iyi ilk 5 şehir arasına gireceğini tahmin ediyor muydu bilinmez, ama kent son yıllarda her alanda gerçekleştirdiği atılımlarla popülaritesini hızla arttırarak kendisinden sıkça söz ettiriyor.
Her mevsim farklı seçenekler sunan Cape Town yaz kış demeden turist akınına uğrasa da, 30 derecelerin kendini gösterdiği şu dönemler gerek yaz mevsiminin, gerekse 2010 Dünya Kupası öncesi dört bir yanında hummalı çalışmaların sürdüğü Güney Afrika’nın keyfini çıkarmak için güzel zamanlardan.

“Gökkuşağı Ulusu”
Belki Afrika denildiğinde biraz ön yargıdan, biraz keşfedilmemişlikten, biraz da yanlış bilgilendirilmiş olmaktan dolayı farklı kareler canlanabilir gözünüzün önünde; ama bir kez geldiğinizde geri dönmek istemeyeceğiniz bir yer burası. “Kara Kıta”yı keşfetmek ve merak ettiğiniz Afrika’ya iyi bir başlangıç yapmak istiyorsanız, Cape Town kesinlikle doğru yer. Coğrafyasıyla, renkli insanlarıyla, farklı kültürleriyle bizleri yanına çeken bu ülkeye en doğru ismi Nelson Mandela koymuş: “Rainbow Nation”, yani “Gökkuşağı Ulusu”. Sunduğu tüm bu cazibelere Türk vatandaşlarından vize istenmemesi, Türk Hava Yolları’nın direkt uçuşları ve Güney Afrika’nın oldukça ucuz bir ülke olmasını da eklediğimiz zaman, diğer seyahat alternatiflerine fazla şans tanımıyor Cape Town. Ne kadar yazarak anlatmaya da çalışsam, bu ülkeden zaman çalmak ve her anını tecrübe etmek, kısaca Güney Afrika’yı “yaşamak” gerektiği de bir kez daha ortaya çıkıyor.



Haber Yorumları
Yorum Ekle
Üye girişi yaparak habere yorum ekleyebilirsiniz.
E-posta
Parola
Parolamı Unuttum
Yeni Üyelik