Geleneksel Türk el sanatlarından izler taşıyan tasarımlarıyla isminden sıkça söz ettiren Nedret Taciroğlu, geçtiğimiz aylarda New York Moda Haftası’nda tanıttığı ve “Nemrut’ta Aşk” adını taşıyan yeni koleksiyonuyla gündemimizde şu sıralar. Biz de bu vesileyle ünlü tasarımcı ile moda yolculuğundan NEDO markasının yaratılma sürecine, ünü dünya podyumlarına ulaşan tasarımlarından yeni koleksiyonu “Nemrut’ta Aşk”a kadar uzanan bir sohbet gerçekleştirdik. Tabii yeni çalışmalarıyla ilgili birkaç ipucu almayı da ihmal etmedik...
En çok sorulan ve en çok merak edilen konu moda ve tasarım yolculuğunuzun nasıl başladığı… Nasıl karar verdiniz moda tasarımcısı olmaya?
Ben aslında güzel sanatlarda iç mimari eğitimi aldım ve en çok istediğim şey de heykeltıraş olmaktı. Ama bir gün tekstilci bir arkadaşım kendim için çizdiğim resim ve modelleri görüp çok beğendi ve benden firması için modeller çizmemi istedi. Annem Olgunlaşma Enstitüsü’nde müdür olduğu için ondan genç yaşlarda dikiş ve kalıbı öğrenmiştim. Bu da, bana moda ve tasarım yolculuğumda çok büyük katkılar sağladı. Arkadaşımın teklifini kabul ettim ve birlikte çalışmaya başladık. Daha sonra da zaten kendi atölyemi kurdum ve her şey kendiliğinden gelişti. Sonuçta bugün, iyi bildiğim ve sevdiğim işi yapmaktan dolayı mutluluk duyuyorum.
Bugün isminizle özdeşleşen dünyaca ünlü bir markaya sahipsiniz. NEDO markası nasıl doğdu?
Dediğim gibi tekstille uğraşan bir arkadaşım model sıkıntısı yaşıyordu, ben de ona bazı çizimler yapıyordum. Bana bu konuda çok başarılı olduğumu söyledi ve kendi atölyemi kurmam konusunda beni cesaretlendirdi. Ben de koşulları uygun bulup NEDO markası altında sadece deri-güderi kıyafetler ürettiğim atölyemi kurdum. 10 makineyle kurduğum atölyem, iki sene içerisinde 102 makineye ulaştı. Arka arkaya fuarlara katıldım, Vizon Show bünyesinde defilelerimi gerçekleştirmeye başladım, daha sonra da Nancy Reagan için koleksiyon hazırlamaya başladım. NEDO markasının hikâyesi özetle böyle...

Tasarımlarınızla dünya podyumlarında isminizden sıkça söz ettiriyorsunuz. Peki, yurt dışına açılma fikri nasıl gelişti? Bu, en başından beri aklınızda olan bir şey miydi yoksa bir tesadüf sonucunda mı gerçekleşti?
Türkiye’nin tekstilde yalnızca üretici firma olarak varlığını sürdürmesi beni rahatsız ediyordu ve ülkemizin artık tasarımıyla da ön plana çıkması gerektiğini düşünüyordum. Yalnızca taklit eden zihniyetin yerine; yoktan var eden, kendi çizgisiyle dünyada varlığını kanıtlayabilecek bir ülke olan Türkiye, zaten bunu gerçekleştirebilmek için her türlü imkâna sahip. Her şeyden önce çok zengin bir tarihi var. Ben de bu düşüncelerle hedefimi belirledim ve yurt dışına açıldım.
Tasarımlarınızın en belirgin özelliği, geleneksel Türk el sanatlarından izler taşıması. Nedret Taciroğlu dendiğinde akla ilk olarak geleneksel motifler taşıyan tasarımlar geliyor. Geleneksel motifleri, modern öğelerle birleştirmenizin özel bir nedeni var mı?
Ülke olarak çok zengin bir tarihe sahibiz ve yabancı modacılar bizim çizgilerimizi kendi adları altında kullanıyorlar. Ben de, bu tarihin bizden çıktığını gördüğüm için bunu genç jenerasyonlara anlatmayı ve günlük hayatımıza adapte ederek tarihte kalmasını engellemeyi arzu ettim. Ayrıca yabancılar kendi dinsel ve tarihi simgelerini her fırsatta moda yoluyla dünyaya sergiliyorlar. Neden biz de aynı şeyi yapmayalım? Bu çizgileri, modernize edip estetik bir şekilde uyguladığımda yabancılardan çok olumlu tepkiler aldım ve çok mutlu oldum. Demek ki doğru uygulandığında hiçbir şey imkânsız değil. Bu da beni çok yüreklendirdi açıkçası.
Her koleksiyonunuzu bir tema üzerine kurguluyorsunuz. Bir tasarımcının üretim sürecini bu temalar nasıl şekillendiriyor sizce?
Bu çok değişken bir şey aslında. Renk, desen, bunların birbiri içindeki geçişleri ve şekillere kadar, a’dan z’ye her şey etkiliyor tabii ki bu süreci.
Geçtiğimiz aylarda New York Moda Haftası’nda modaseverlerin beğenisine sunduğunuz yeni koleksiyonunuz da “Nemrut’ta Aşk” adını taşıyor. Nasıl bir koleksiyon Nemrut’ta Aşk?
2011 kış koleksiyonumda dünyanın sekizinci harikası olarak gösterilen Nemrut Dağı’ndan etkilendim. Bir dinin doğuşuna ve zorlu savaşlara tanıklık eden bu heybetli dağ, koleksiyonumun esin kaynağı. Dağın zirvesindeki tarihi heykel formlar, koleksiyonda ön plana çıkan şapkaların ana temasını oluşturuyor. Huni biçimindeki şapkaları ve aynı formlarda hazırlanan geometrik şekilleri, kadın anatomisini daha feminen bir hale getirmek üzere kalça kenarlarına yerleştirerek kadın vücuduyla oynadım. Koleksiyon fark yaratmayı seven, romantizmi ve feminenliği iddialı yaşayan, geçmiş ve geleceği bugünle birleştiren bir imaj çiziyor. Kıyafetlerdeki modern çizgiler, el işçiliğine ve detaylara verdiğim önemle birleştiğinde ortaya etkileyici ve iddialı bir kadın çıkıyor. Koleksiyon, 30 parçadan oluşuyor. Koleksiyonda ayrıca üçgen formlarda kaşmir panço görünümlü paltolar, uzun çoban yelekleri, mini tül ve danteller kullanılarak hazırlanmış yarı transparan elbiseler, patchwork çalışmalarını andıran krokodil ve satenlerin beraber çalışıldığı diz üstü elbiseler yer alıyor. Aşkın simgesi kırmızı rengin dışında, koleksiyonda aynı zamanda bej, mor, ten rengi ve siyaha yer verdim.
Tasarımlarınız bugün ünlü isimler de dâhil olmak üzere pek çok kadının beğenisini kazanmış durumda. Markanızın nasıl bir kimliği var?
Romantik ve çarpıcı olmalı benim hayalimdeki kadın. Çizgilerim de bundan yola çıkarak gelişiyor haliyle. İşte, NEDO markasının böyle bir kimliği var.
Peki, tasarımlarınızı sizce en iyi anlatan kelimeler hangileri?
Rafine, asil, çarpıcı ve tek olmak isteyen kadınlara hitap ediyor koleksiyonlarım. Özetle bunu söyleyebilirim.
Siz yalnızca gece elbisesi değil, aynı zamanda ev aksesuarları da tasarlıyorsunuz. Neler yer alıyor ev aksesuarı koleksiyonunuzda?
Evet, gece elbiseleri dışında ev aksesuarı koleksiyonum da var. Bu koleksiyonda, sürahiler, çay takımları, fincanlar ve yemek takımları bulunuyor.
Tasarımlarınızı görmek isteyenler İstanbul’da nerelere uğramalı?
Teşvikiye Caddesi 95 numarada bulunan showroom’umuzda tüm koleksiyonumuz mevcut. Bunun dışında Beymen’in İstinye Park’taki mağazasında da koleksiyonumuz satılıyor. İsteyenler bu adreslere uğrayabilirler.
Peki, şu sıralar neler yapıyorsunuz?
Şu sıralar çalışmalarımız biraz yoğun. Yaz koleksiyonumuzun teslimatlarını yapıyoruz ve eylül ayında sunacağımız yeni koleksiyonumuz için çalışıyoruz.
Son olarak bir sonraki koleksiyonunuza dair birkaç ipucu istesek… Mesela hangi tema hâkim olacak bu koleksiyona?
Bunu eylül ayına kadar sürpriz olarak tutma taraftarıyım. Beğeneceğinize inandığım değişik ve farklı bir koleksiyon olacak. Bu kadarını söyleyebilirim.

|